İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ve Biz Geride Kalanlar

Tahmini Okuma Süresi: 3 dakika

Tam bir ay bir hafta sonra “yazmak” için bilgisayar başına geçtim. Bir ay bir haftada belki de bir ömür izini taşıyacağımız büyük yaralar aldık. Biz değiştik, şehir değişti, yaşam şeklimiz ve önceliklerimiz değişti. Yaşadığımız acılarla tam anlamıyla yüzleşemeden sürekli başka acı haberler alıp “acımız var” demeye utandık. Evimize giremiyoruz, yatağımıza yatamıyoruz demeye utandık. Enkazda kaybettiklerimizin haberlerini aldıkça beynimizin çınlayışlarına, kalbimizin sancılarına karşı koyamadık. Bir buçuk dakikada yitip giden insanlarımızın, şehirlerimizin acısıyla çaresizliği en derinden hissettik.

Oysa depremden iki gün önce yayımlanan son yazımda hayallerimden bahsetmiştim. Motorları Beyrut’a sürerken rotamı memleketim Hatay’dan başlatmıştım. Başka nereden başlatabilirdim ki? İlk nefesimi aldığım, her yaz sokaklarını hayranlıkla gezdiğim, dağlarında yürüdüğüm, denizinde yüzdüğüm, sofrasında karnımı doyurduğum Hatay’dan başlatacaktım elbette. Ama şimdi o kentin böyle bir yıkımla sessizliğe bürünüşüne şahit olmanın acısını tarif etmek güç.

***

Deprem sabahı çok büyük bir olayın içinde olduğumuzu hissetmiştim ama bu denli yıkım olacağını nasıl tahmin edebilirdim ki? Birkaç dakikada vücudumun buz kesilişini, göz bebeklerimin büyümesini, bina her yana yattığında tekrar kalkamadan yıkılacağı hissini nasıl anlatabilirim ki sizlere? Duvarlardan gelen ürkütücü sesi, yere düşen avizenin şangırtısını, gıcırdayan dolapları ve ölümün soğukluğunu nasıl anlatabilirim? Şoku atlattıktan sonra aradığım anne ve babamın telefonlarına ulaşamayışımın çaresizliğini nasıl anlatabilirim? Sokakların ve caddelerin dakikalar içinde insanlar ve araçlarla dolarak tıkanmasının verdiği sıkışmışlık ve kıyamet hissini, sonra bu yaşadığım korkunç dakikaların 9 ilde daha yaşandığını öğrendiğimdeki şaşkınlığımı nasıl anlatabilirim? Çok zor. Büyük acıların tarifi zormuş. O büyüklükte kelime bulmak, o acıyı satırlardan okuyana anlatmak çok zor. Hele ki tüm bunları depremi yaşadığım evimden, hatta deprem gecesi yattığım odamdan yazmak, yazarken ara ara avizeyi yoklamak… Çok daha zor. Depremden önce keyifle oturduğum, güzel yemeklerle eğlenceli sohbetlerle dostlarımı ağırladığım evime korkarak gireceğim aklımın ucundan geçmezdi.

***

Ve biz geride kalanlar, insanların yuvalarını mezar eden müteahhitlerden, usulsüzlüklere göz yuman bürokratlardan, uyarıları dikkate almayan siyasilerden, depremzedeye çadır satanlardan, evlerini yitirip başka şehirlere göçmek zorunda kalan insanlara fahiş fiyatlarla ev kiralayan ev sahiplerinden, kısacası insanların hayatları ile oynayan, acılarından rant sağlayan/düşünen kim varsa onlardan hesap sormak için bekliyoruz. Yasımız bittiğinde, yaralarımız sarıldığında ensenizde olacağız. Bekleyin.

***

Yalnızca acıları paylaşmak olmaz. Dünyanın dört bir yanından depremzedeler için yardıma gelen tüm gönüllü, güzel yürekli insanlara, Türkiye’nin her yerinden yardım için sıraya giren cefakâr ve kalender Türkiye Halkına teşekkürler

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir